Tarihi ve doğal mirasa rant tehdidi: Ayvalık’a “ikinci hançer”

tarihi ve dogal mirasa rant tehdidi ayvalik a ikinci hancer 2

Aslı SOLMAZ

Haber Linki

Ayvalık’ta 10 bin metrekarelik deniz dolgusu içeren marina projesi tartışma yarattı. Yaklaşık 300 milyon TL’lik yatırımın çevresel etkileri eleştirilirken, Av. Tuba Aysun Türközen “Ayvalık ikinci bir hançeri kaldıramaz” dedi.

SILA ARABACIOĞLU/YENİGÜN – Balıkesir’in Ayvalık ilçesi 150 Evler Mahallesi’nde Ayvalık Belediyesi tarafından planlanan “Yat Limanı, Dip Tarama Faaliyeti, Çekek Yeri Revizyonu ve Dolgu Alanı İlavesi” projesi kamuoyunda tartışma yarattı. Yaklaşık 10 bin metrekarelik deniz dolgusunu ve geniş kapsamlı dip tarama çalışmalarını içeren projeye yönelik tepkiler artarken, bazı sivil toplum temsilcileri projenin deniz ekosistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ve bölgenin ticari kullanımının artmasına neden olabileceğini öne sürüyor. Maliyetinin yaklaşık 300 milyon TL olduğu belirtilen projenin, Yap-İşlet-Devret modeliyle özel sektöre devredileceği iddia ediliyor. Eleştirilerde, söz konusu yatırımın kente katkısından çok çevresel riskler barındırdığı görüşü dile getiriliyor. Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Tuba Aysun Türközen ise projeye ilişkin değerlendirmesinde, yalnızca deniz canlılarının değil, kıyı yapısının ve kentteki mevcut altyapı dengesinin de olumsuz etkilenebileceğini ifade etti. Türközen, hem hukuki süreci hem de sivil mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini dile getirerek ÇED sürecini de yakından takip ettiklerini ve hazırlıklarını tamamladıklarını vurguladı. “Bu proje Ayvalık’ın kamusal alanlarını, ekosistemini ve sosyo‑kültürel yapısını tehdit ediyor” diyen Türközen, “Mücadelemiz sadece Ayvalık için değil; Ege Bölgesi ve Ege Denizi için verilen haklı bir mücadeledir” şeklinde konuştu.

‘Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya’

“Ayvalık ikinci bir marina değil, işgal edilmemiş kıyılar ve halkın ve tüm canlıların yararına açık alanlar istiyor” diyen Türközen, “Ayvalık Belediyesi tarafından marina yapılmak istenen alan, uzun yıllardır Ayvalıklı denizcilerin ve balıkçıların hizmet aldığı, yerelin hafızasında güçlü bir yeri olan yat çekek alanıdır. Bu alan yalnızca işlevsel bir mekân değil; Ayvalık’ın denizle kurduğu ilişkinin somut bir parçasıdır. Üstelik tarihsel olarak da değerlidir. 19. yüzyılda gümrük alanı olarak kullanıldığını biliyoruz” dedi.

Ayvalık, Karaburun, Foça ve özellikle Cunda Adası; küçük ölçekli balıkçılığın hâlâ sürdüğü ama giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu yerleşimler olduğunu hatırlatan Türközen, “Burada endüstriyel balıkçılık değil; olta ve ağla yapılan küçük balıkçılık vardır ve bu, Ayvalık için bugün hâlâ önemli bir geçim kaynağıdır. Cunda zaten bir balıkçı adasıdır. Ayvalık ise deniz kültürüyle yaşayan insanların kentidir” diye konuştu.

‘Alan parkıyla limanıyla kültürel bütünlük oluşturuyor’

Yıllardır yat çekek alanının belediyeden kiralanarak başka bir işletme tarafından işletildiğini ifade eden Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Türközen, “Kısa süre önce alan yeniden belediyeye geçti. Beklentimiz; buranın kamu hizmeti anlayışıyla, özellikle yerel balıkçıların yararlanabileceği uygun tarifelerle yeniden düzenlenmesiydi. Ancak bugün görüyoruz ki belediye bu yönde bir politika izlemiyor; tersine, bu alanı marina projesiyle tamamen farklı bir işlevle dönüştürmeyi tercih ediyor” açıklamasını yaptı.

Marina olarak konuşulan alanın içinde Ayvalık Gezi Parkı’nın da bulunduğunu vurgulayan Türközen, “2014’te Gezi sürecinde açılan bu park, hayatını kaybeden gençlerin isimlerinin yer aldığı banklarıyla anıtsal bir kamusal hafızaya sahip. Yanındaki AVM baskısına rağmen ayakta kalan, kent için sembolik bir alan. Hemen devamında, belediye mülkiyetindeki Kırlangıç AVM yer alıyor. Oysa burası 19. yüzyıldan kalma, Cumhuriyet döneminde de uzun yıllar kullanılan bir endüstriyel miras yapısı; eski bir pirina ve zeytinyağı fabrikası. 1990’ların sonunda belediye tarafından satın alındı ve 2022 yılında açılarak 21 bin metrekarelik bir AVM’ye dönüştürüldü. Diğer yanında ise Ayvalık–Midilli hattının bulunduğu gümrüklü liman var ve belediye bugünlerde orada da bir düzenleme yürütüyor. Yani söz konusu alan; parkıyla, limanıyla, endüstriyel mirasıyla, balıkçılığıyla tek parça bir kamusal ve kültürel bütünlük oluşturuyor” dedi.

‘Denge geri dönülemez bir şekilde bozulacak’

Hassas bir ekosistemde marina ısrarı olduğunu ve buna karşı çıktıklarını ifade eden Türközen, söylemlerini şu şekilde sürdürdü:
“Ayvalık, Ayvalık Adaları Tabiat Parkı gibi son derece hassas bir karasal ve denizel ekosistemin içinde barındırıyor. Yaklaşık 22–23 adadan oluşan bu alan; endemik bitkiler, Ayvalık çemeni, kum zambağı gibi koruma altındaki türler ile büyük bir doğal zenginlik barındırıyor. Denizel açıdan ise Türkiye’nin en büyük tabiat parkı. Yüksek biyolojik çeşitlilik bu alanı son derece kırılgan kılıyor. Böylesi bir alana marina yapmak; deniz kirliliğini artırmak, ekosistemi doğrudan tehdit etmek demektir. Zaten mevcut marinanın etkileri ortadayken, bir yenisinin daha eklenmesi bu hassas dengeyi geri dönülmez biçimde bozacaktır. Üstelik bu alan, kentsel sit sınırının hemen bitişiğinde. Ayvalık, 2017’den bu yana ‘Ayvalık Endüstriyel Peyzajı’ başlığıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Liman ve kıyı bölgesindeki fabrika ve depo yapılarıyla öne çıkan bu kültürel mirasın, marina projesiyle kültürel mirasın korunmasına ilişkin politik iradenin sakatlanmasına yol açacaktır.”

‘Ayvalık ikinci hançeri kaldıramaz’

Ayvalık’ın yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları olduğunu söyleyen Türközen, “Kanalizasyon problemi, deprem riski taşıyan tarihi yapı stoğu, plansız büyüyen kentleşme… Kent bu birikmiş yükü taşımakta zorlanırken, üzerine bir de marina gibi yüksek yoğunluklu bir yatırım eklemek, Ayvalık’ı ve burada yaşayanları düşünmeyen bir siyasi tercihtir. Ayvalık zaten güneyinde, Setur Marina ile büyük bir yük taşıyor. Şimdi kuzeyde, üstelik dolgu yöntemiyle ikinci bir marina planlanıyor. 
Ayvalık bir tüketim nesnesi değildir. İkinci bir hançeri kaldıramaz. Bugün hâlâ denize dolgu yapmayı savunmak mümkün mü? Hangi anlayışla?” dedi.

‘Bu proje kimin yararına?’

Bu projenin küçük balıkçılara katkı sunmadığını aksine, üst gelir grubuna hitap eden, maliyetli ve dışlayıcı bir yatırım olduğunu vurgulayan Türközen, “Kentin gerçek ihtiyaçları ortadayken, böyle bir projenin gündeme gelmesi ciddi bir sorgulamayı hak ediyor” ifadelerini kullandı.
Türközen, durumun aynı zamanda bir kamusal alan meselesi olduğunu söyleyerek, Kentin elinde kalan en büyük kamusal kıyı alanlarından biri, halkın denizle buluşabileceği bir mekân olmaktan çıkarılıp rant odaklı bir dönüşüme açılmak isteniyor. Bu yüzden soruyoruz: 
Bu proje kim için, kimin yararına?” şeklinde konuştu.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top